Üye Ol / Giriş yap


Gezi

PASİFİKTE CENNETTEN BİR KÖŞE : HAWAİİ

Hüsamettin Akçay 13.08.2020

Yapmayı düşündüğüm, yıllarca hayallerimi süsleyen Hawaii’ye nihayet gitmek nasip oldu.  Oahu, Maui, Kauai, Molokai, Lanai, Hawai’i ve birkaç tane daha küçük adadan oluşan Büyük Okyanus’un ortasında bir takımada. 21 Ağustos 1959’da Amerikan topraklarına katılarak Birleşik Devletlerin en son eyaleti olmuş.

Stresten ve kargaşadan uzak Hawaii, ABD’nin süregelen volkanik patlamalarla sınırları yıllar içinde genişleyen, kahve yetişen, Dünyanın ananas ihtiyacının üçte birini sağlayan ve tropikal yağmur ormanlarına sahip tek yermiş! Üstelik adalar topluluğundaki Haleakala Krateri dünyanın en büyük uyuyan yanardağı, Kilauea dünyanın en büyük aktif yanardağı, Kea Dağı ise okyanus tabanı hesaba katıldığında dünyanın en yüksek dağıymış!

Hawaii yerlilerinin binlerce yıllık köklü bir geçmişini, eski Hawaii kültürünün yazı yerine sözlü anlatımı tercih ettiğini, medeniyetlerinin tarihi, kültürel ve etnografik değerlerinin hikâye anlatıcıları tarafından dilden dile, nesilden nesile söylence biçiminde aktarıldığını öğrendik. Sörf ya da yerel lisanda “he’e nalu”, Hawaii adalarına yerleşmiş Polinezyalılar tarafından yüzlerce yıl önce keşfedilmiş bir spormuş. Hawaii’nin simgesi haline gelmiş “hula dansı” aslında Hawaii tanrısı Luka’ya tapınmak adına yapılan ayinmiş.

Kaptan Cook 1778 yılında mürettebatıyla birlikte Resolution’ ve ‘Discovery’ adlı gemilerle Hawai’ye ulaştığı sırada Hawaililer, Makahiki Bayramı’nı kutluyormuş. Polinezyalı ilkel kavimler, gemilerin gelmesiyle yüzyıllardır mevcut mitlerine uygun bir ‘bolluk ve bereket’ dönemi hayal ederler. Demir hançerler, filikalar ve toplarla dolu İngiliz gemilerinin gelişi Hawaililerin zihninde bu miti harekete geçirirken, Kaptan Cook da Lono’yla özdeşleştirilir ve tanrılaştırılır. Cook için Lono’ya özgü ritüeller düzenlenir. Makahiki Bayramı’nın sonunda Kaptan Cook ve majestelerinin gemileri Hawaii’den ayrılır. Fakat kısa süre sonra ‘Resolution’ın pruva direği çatlar ve Cook, Hawai’ye geri dönmek zorunda kalır. Bu durum Hawai mitolojisinde tanrılaştırılan Cook’u istenmeyen, zamansız olarak geri dönen ve mevcut siyasi yapıyı tehdit eden bir figür haline getirir. Tıpkı Makahiki ritüellerinde olduğu gibi simgesel olarak öldürülmesi gerekir. Cook gerçekten de kalabalık bir Hawaili grup tarafından öldürülür. Simgesel düzeyde gerçeklikle mitolojideki Tanrı’nın öldürülmesi iç içe geçer. Cook’un cesedinin iadesi için Hawailileri topa tutan İngilizlerin gemilerine gizlice çıkan Lono rahipleri şu soruyu sormaktan geri durmaz: “Lono ne zaman dönecek?” Ama İngilizler sömürgeci amaçlar peşindedir!

Hawaii için “fotoğraf makinenizi hazır tutun, Hawaii'de her fırsatta nefes kesici bir manzara sizi bekliyor” dendiğini okumuştum. Bunun haklı bir düşünce olduğunu adaya ayak basar basmaz kavradım. Volkanik oluşumları, turkuaz rengindeki berrak sahilleri, şelaleleri, azgın dalgaları, hula dansı ve tropikal ormanlarıyla Hawaii kelimenin tam anlamıyla bir cennet. Sanki bu adanın sıcak iklimi ve doğal güzelliği insanların ruhlarına yansımış. İlk izlenim olarak, Hawaii’nin Amerika Birleşik Devletleri’nin en güzel eyaleti olduğuna kanaat getirdik! Sahiden insanı, kültürü, doğası, tarihi mirası ve insanların yaşayış biçimleri diğer eyaletlerdekinden çok daha farklı ve çok daha anlamlı.

Yaklaşık 1500 metre dik patika, merdivenler ve tünellerden oluşan yolu 45 dakikada tırmanarak Diamond Head’e ulaşmak ve Honolulu’nun nefes kesici manzarasına tepeden bakmak tek kelimeyle muhteşem. 1700’lerde Avrupalı gezginler parlayan kalsit kristalleri nedeniyle kratere bu adı vermişler. Waikiki kıyısını tepeden gören ve Dünya’nın en fazla fotoğraflanan volkanik krateri olan Diamond Head’de rüzgâr tanrısına adanmış bir tapınak var. Sonra milyonlarca yıl önce yanardağ patlaması ile lavların oluşturduğu akvaryum koyu olarak da adlandırılan, adanın turizm açısından gözbebeği, rengârenk çiçekler ve palmiyelerle bezeli muhteşem Hanauma koyuna geçiyoruz.

Akşam otelin deniz terasında bir Hawaii yerlisi Polenazya geleneğine uygun boynuzu öttürerek güneşin batışını izlemek üzere hepimizi terasa davet etti. Manzara muhteşemdi. Akşamları nerdeyse her gün Waikiki’de yapılan hula danslarını izleme fırsatı yakaladık. Tarihten günümüze kadar gelen yerel şarkıları dinlerken Hawaii lisanının kulağa ne kadar farklı geldiğini fark ettik.

3. Gün sabah arabamızla otelden ayrılarak Ada etrafında dünyanın en manzaralı yolları arasında nerdeyse bir daire çizdik. Toplamda 160 km yol yapmıştık. Adadaki en etkileyici günümüzde harika yerlerde durduk, birkaç saat içinde ıssız plajlar, şelaleler, bambu ormanları, lav akıntıları, ananas tarlaları ve en güzel okyanus manzaraları arasından geçerek adeta görsel şölen yaşadık. Adanın kuzey doğusunda, Polynesian Cultural Center’ı ziyaret ederek sadece Hawaii değil, tüm Polinezya adalarının kültürünü ve yaşam tarzını öğrenmeye çalıştık. İlk nesillerinin Güney Asya’dan buraya göç ettiklerini öğrendik. Sayıları ise 50-60 bin civarında olduğu söylendi.  Polinezya Kültür Merkezinde yerli bir bilgeden dinlediğim Hawaiililerin acı dolu öyküsü beni çok duygulandırdı. Kraliçe Liliuokalani, “Aloha Oe (elveda veda)” adlı şarkıyı ABD'nin ülkesini ilhak ettiği 1898 yılında yazmıştı. Ayrılmak zorunda kalan iki sevgilinin birbirlerine veda etmelerini anlatan bu şarkının, aslında vatanına ve halkına veda etmek zorunda kalan Kraliçenin duygularını yansıttığına inanılmaktadır. Bunu bir başka yazımda paylaşacağım.

Polinezya yerlilerinin inanışına göre Aloha! *mana, insanlarda, ruhlarda veya cansız varlıklarda bulunduğuna inanılan doğaüstü gizli güçtür. Aloha, günlük Hawaii dilinde merhaba, hoşça kal, elveda, sevgi gibi pek çok anlamı olan bir sözcük. Kraliçe Liliuokalani’nin, “Aloha Oe (elveda veda)” adlı şarkısındaki anlamı ise 'Elveda Sana'. Aloha, aslında 'kutsal nefesin varlığı' anlamına geliyor ve eski Hawaii gelenekleri açısından büyülü bir sözcük. Ne anlama geldiğini, Kraliçe Liliuokalani şöyle açıklıyor: "Bir Hawaii'li her gittiği yerde diğeriyle karşılaştığında ya da ayrılırken 'Aloha' diyorsa, bu diğerindeki hayatı selamladığı anlamına gelir. Hiçbir Hawaii'li içten olmadıkça bir diğerini 'Aloha' ile selamlamazdı. Yüreğinde öfke veya nefret varsa, 'Aloha' demeden önce bunlardan arınmalıydı."

Çok duygulanmıştık bu hikâyeden ama hala keşfedecek çok şey yapılacak birçok aktivite planlamıştık. Kesinlikle kaçırmamanız gereken manzaralar için, helikopter turunu seçtik. 90 dakika süren helikopter turunda, Jurassic Parkı da dahil olmak üzere bir düzine filmin çekildiği Chinaman'ı hayranlıkla izledik.  Daha ileride adanın en kuzeyinden batıya dönünce ünlü Sanford Dole’un kurduğu, Dole ananaslarının yetiştirildiği tarlalar adanın en kuzey bölgesi olan North Shore’da bizi karşıladı. Pilotumuz Hawaii adaları hakkında geniş bilgiye sahipti ve uçuşumuz boyunca gördüğümüz manzaralar hakkında bize rehberlik etti.

Günümüzü Pearl Harbor anıtını, Pasifik Havacılık Müzesi'ni, Arizona Memorial Merkezini ve Pasifik Ulusal Mezarlığını gezerek tamamladık. Pearl Harbor’daki gezimize USS Missouri savaş gemisini ziyaretle başladık. Savaşın kahramanı Missouri zırhlısıyla ilgili destansı anlatımı izledik! Aklımıza 5 Nisan 1946’da İstanbul’da Dolmabahçe önlerine demirleyen Missouri zırhlısı için kurbanlar kesilip hatıra için posta pulları bastırıldığı, İstanbul’un “I love You America” şarkılarıyla çınladığı ve bu ziyaretin ardından Türkiye’nin NATO’ya girişi, Türk askerinin Kore’ye yollanışını düşünmeden edemedik. 2 Eylül 1945 saat 09.04’te savaşı bitiren anlaşma Tokyo limanında bu Missouri gemisinin güvertesinde Başbakan Suziki tarafından imzalanmış ve Japonya’nın yönetiminin General Mac Arthur’a devrini öngören anlaşma yürürlüğe girmiş.

Pasifik Havacılık Müzesi ziyaretinde “Amerikalıların derin ve kasvetli duygularını” izledik. Birçok Amerikalı hüngür hüngür ağlıyordu. İnteraktif müzede hem Amerikan askeri jetlerini hem de Japon Zero savaşçılarını ve Grumman F4F Wildcat'i görme şansına sahip olduk. Daha sonra, Pasifik Ulusal Mezarlığını ve Arizona Anıt Ziyaretçi Merkezi'ni gördük. Bu gezi bize Amerika'yı 2. Dünya Savaşı'na çeken olaylara daha farklı bir bakış sağladı. Amerikalıların, Nagazaki ve Hiroşima’ya atom bombası atarak yüzbinlerce insanı katletmelerine rağmen Hawaii’de Pearl Harbor’da kendilerini “mağdur” olarak göstermelerini doğrusu şaşırtıcıydı!

Gelecek yazımızda görüşmek üzere ALOHA!

412
Yorumlar
  • avatar
    Çiğdem Bircan
    8 Sep 2020

    Hawaii en çok görmek istediğim yerlerin başında, bu yazı beni büyüledi, teşekkürler Sn Akçay, teşekkürler altinrota.org.

  • avatar
    Ramiz Dağlı
    17 Aug 2020

    Hüsamettin Bey elinize sağlık çok güzel kaleme almışsınız kendimizi bir an için Hawaii'de hissedip gezmiş görmüş kadar olduk, tecrübelerinizi bizlerle paylaştığınız için teşekkür ederiz, yeni serüvenlerinizi ve izlenimlerinizi merakla bekliyoruz. Aloha!

Yorum yap


Hüsamettin Akçay
Diğer yazıları
İÇ EGE’DE BİR YANIK ÜLKE: KULA 13.08.2020 tarihinde yayınlandı ve 513 kez okundu.
BREZİLYA-ARJANTİN-PARAGUAY ÜÇGENİNDE BİR DOĞA HARİKASI; IGUAZÚ 23.08.2020 tarihinde yayınlandı ve 267 kez okundu.
ANADOLU’DA BİR DOĞA MUCİZESİ… KAPADOKYA... 30.08.2020 tarihinde yayınlandı ve 456 kez okundu.