Üye Ol / Giriş yap


Gezi

MİSSİSİPİ DELTASINDA FRANKOFON AMERİKALI; NEW ORLEANS

Hüsamettin Akçay 09.02.2021

1700’lerde Fransızlar tarafından kurulan New Orleans, Mississippi nehrinin Meksika körfezine ulaştığı yerde liman kenti olarak kısa zamanda gelişerek önemli bir ticaret merkezi olmuştur. ABD’nin az sayıdaki renkli şehirlerinden birisidir. New Orleans’ın da dâhil olduğu Louisiana bölgesi 1803’de Napolyon tarafından ABD’ye satılmış. Ama Fransızlar hala ah be Napolyon derlermiş!

Pamuk ve tütün tarımının gelişmesi New Orleans’ı “köle ticaretinin” en yoğun olduğu şehirlerden birisi yapmış, Afrika’dan sökülerek Amerika’ya taşınan bu zavallı insanların yeni yurdu olmuş.

Nisan 2005 başlarında, Hristiyanların kutsal Yağlı Salı (Mardi Gras) şöleninin ardından geldik Nouvelle Orléans-New Orleans’a. Bizim ayrılışımızdan birkaç ay sonra 2005 yılının Ağustos ayında ABD tarihinin en şiddetli felaketlerinden birini yaşadı New Orleans. “Katrina Kasırgası” şehri öylesine şiddetli vurmuştu ki Pontchartain Gölü ile Mississippi nehrinin arasında kalan New Orleans şehrinin %80’i kasırganın etkisiyle suların altında kalmıştı. Kasırga çok büyük acılara sahne olmuş, çoğu Afro-Amerikalı 1000 kadar can almış, güya çok gelişmiş, çok zengin bir ülke sanılan ABD New Orleans halkına yeterli desteği sağlayamamış.

Katrina’dan sonra nüfusunun yarısından fazlasını kaybeden şehirde kasırganın ve terk edilmişliğin izleri yıllarca sürmüş, Devlet New Orleans’ın yarasını sarmakta titiz davranmamış.

Belki de New Orleans’ın (!) şanssızlığı ABD’nin Irak işgali ile ayni dönemde kasırgaya maruz kalması. Irak New Orleans’tan daha önemliydi Başkan Bush için.

Günümüzde New Orleans ekonomisinin dinamosu turizm ancak güney eyaletlerin ortak özelliği; düşük eğitim seviyesi ve yüksek suç oranı burada da geçerli. New Orleans, Afrika, Yeni Amerika ve Fransız kültürlerinin zaman içinde kaynaşmasıyla başka bölgelerden çok farklı bir etkileşim yakalamış ve bunun sonucunda Caz müziğinin kalbi olmuş. Caz’ın doğum yeri olarak New Orleans’ın Kongo Meydanı kabul edilir. Burası Çoğu Kongo’lu Afro-Amerikalı işçilerin pazarı olmuş, bu insanlar hafta sonu tatilinde yani pazar günleri Kongo Meydanında buluşup kendi müziklerini yaparak ve şarkılarını söyleyerek Anayurtlarına özlemlerini ifade etmeye, acılarını dindirmeye çalışırlarmış. Zamanla Afro-Amerikalıların acılı ezgileri mahallî kilise müziği ile yorumlanmış ve bunun sonucunda Caz doğup gelişmiş ve zamanla şehrin atar damarı olmuş. Yani caz müziğinin doğduğu yer New Orleans'taki Kongo Meydanıdır. Kısacası, 18. yüzyıl ortalarında zirveye ulaşan köle ticaretinin en önemli merkeziymiş New Orleans. Batı Afrika'dan toplanıp getirilen kölelerden oluşan büyük bir Afrikalı Amerikalı nüfusu barındıran şehirde Pazar günleri toplanan bu 'zorunlu göçmenler', aralarında düzenledikleri davullu ve danslı Afrika tarzı törenlerle (ritüel) coşar ve acılarını dindirmeye çalışırlardı. İşte bu toplanma yerinin adı sonradan Kongo Meydanı olmuş. Afrika'nın pentatonik müzik kültürüne dayanan bu ilahiler, New Orleans'ın kozmopolit Avrupalılardan oluşan ve Amerika'nın başka kesimlerine kıyasla daha liberal düşünceli olan halkı tarafından da benimsenmiş. O karışık halkın zaten kültürlerinde var olan yeme, içme, eğlenme ve dans etme alışkanlıklarıyla bağdaşan bu yeni tını, onlardan gelen taleple daha da şekillenip gelişmiş, zenginleşmiş.

Evet, New Orleans denince akla ilk gelen şey caz. Şehrin en önemli caddesi Canal Street. En önemli oteller bu cadde üzerinde konumlanmış. Yeni New Orleans, iş merkezleri Canal Street’in bir tarafında, eski New Orleans ya da turistik New Orleans (French Quarter) caddenin diğer tarafında. Caddenin ve French Quarter’in en önemli ve gözde sokağı Bourbon Street. Gece kulüpleri, her türlü eğlence mekânı bu sokak üzerinde kurulmuş. Çok uzun bir sokak. Her yerde olduğu gibi burada da en canlı gece cumartesi geceleri.

Kuzey Amerika’da 18. Yy’da İngilizlerle Fransızlar kıyasıya savaştaymış. 1755’de Kanada’nın “L’Acadia” şu anki adıyla Nova Scotia bölgesinde yaşayan Fransızlar Güney’e kaçarak New Orleans’a gelmiş. Bu halk önce Acadian daha sonraları Cajun adıyla anılmış ve Cajun kültürü özellikle New Orleans mutfağında etkili olmuş.

New Orleans’ı her yıl çekici yapan dünyanın en ünlü karnavallarından sayılan “Mardi Gras” kutlamaları, Hıristiyanlıktaki büyük perhiz dönemine hazırlık Noel’den sonraki 12. gecede yani 6 Ocak’ta başlar. Mardi Gras günü o yılki Paskalya gününden 47 gün önceki Salı gününe denk gelir (3 Şubat/9 Mart arasındaki bir Salı günü). Good Friday'den (aslen İsa'nın çarmıha gerildiği kabul edilen gün, aynı zamanda Paskalya Pazarı'ndan hemen önceki Cuma günü) 46 gün önce başlayan oruç döneminin hemen öncesindeki Salı günü tıka basa doyulmasını hatırlatmak için bu adı vermişler; "Şişmanlayın!". Aslında İngilizler bu gün için Shrove Tuesday (yani, 'Günah Çıkarma Salısı') diyorlar. Demek ki, Fransızlar tıka basa karınlarını doyururken, İngilizler günah çıkartmayı tercih ediyorlarmış. Ertesi Çarşamba günü de Ash Wednesday ve oruç başlıyor.

Karnaval boyunca özellikle hafta sonları balolar, geçit törenleri, eğlenceler, konserler vs. düzenlenir. Perhizin başlayacağı Çarşamba gününden önceki gün Mardi Gras gününün son günü ve ondan önceki son hafta en büyük kutlamaların olduğu dönemdir. Hatta o hafta sonu New Orleans şehir merkezine girmek neredeyse mümkün olmuyor. Kutlamaların sembolü sayılan King Cake (Kral Keki) tarçınlı hamurdan içi boş daire şeklinde yapılan üstü mor, yeşil ve altın renkli toz şekerlerle süslenir.  Mor adaleti, yeşil inancı, altın rengi ise gücü simgelermiş. Bu üç renk Mardi Gras’nın diğer sembolü sayılan boncuk kolyelerde ve takılan maskelerde de kullanılır. İlk başlarda sadece bu üç renk kullanılırken zamanla daha da renklenmiş. Boncuk kolyelerin havada uçuştuğu, şehrin en renkli olduğu bu dönem eğlenceyi ve kalabalıktan rahatsız olmayanlar için en ideal zaman olacaktır.

Klasik Amerikan şehirlerinin aksine kendine has bir karakteri ve ruhu olan New Orleans her zaman canlı, renkli ve herkesi kucaklıyor. Mardi Gras Geçit töreninde, yürüyen onlarca bando takımının aralarına serpiştirilmiş, genellikle bir traktör tarafında çekilen ve üzerlerinde değişik konuları işleyen figür ve süslemelerin bulunduğu treylerlere binmiş yüzü maskeli 'korsanlar' insanlara, yüzde 99'u değişik renk ve büyüklükte boncuklardan yapılma kolyelerden oluşan bir takım 'şeyler' atıyormuş. İnsanlar da bu dağıtımdan nasibini alabilmek için ellerini havaya kaldırıp, oldukları yerde zıp zıp zıplayıp, çılgınlar gibi çığlık atıyor ve "Bana da, bana da" diye avazları çıktığı kadar bağırıyorlar. Mardi Gras'yı 'hissetmenin' esas amacı, bu etkinliğe katılıp, atılan bu kolyelerden olabildiğince fazla yakalayarak boynuna geçirmek, sayının gittikçe artmasıyla ağırlaşan bu yükten dolayı bir müddet sonra boyun fıtığı olmak.

Sokaklarda, özellikle Bourbon Street üzerinde, ellerinde içkilerle 'dibine kadar' sarhoş olmak ve sokağın iki yakası boyunca sıralanmış binaların balkonlarında bulunanların attıkları -yine- kolyeleri kapabilmek için olmadık çılgınlıklar yapmak. Vee, akşamın geç saatlerine kadar içmekten dolayı damarlarında dolaşan alkoldeki kan seviyesinin giderek azalması sonucu oldukları yere 'yıkılıp', geceyi otele para vermeden orada geçirmek.

 

 

 

351
Yorumlar
  • avatar
    Çiğdem
    10 Feb 2021

    Çok güzel anlatım. gitmiş gibi olduk

  • avatar
    SALİH YANIK
    10 Feb 2021

    Sevgili Hocam, yine harika bir gezi yazısı olmuş. Aynı zamanda cazın nasıl doğduğunu da sayenizde öğrenmiş oldum. Teşekkürler Hocam. Saygılarımla...

Yorum yap
Hüsamettin Akçay
Diğer yazıları
PASİFİKTE CENNETTEN BİR KÖŞE : HAWAİİ 13.08.2020 tarihinde yayınlandı ve 848 kez okundu.
İÇ EGE’DE BİR YANIK ÜLKE: KULA 13.08.2020 tarihinde yayınlandı ve 1121 kez okundu.
BREZİLYA-ARJANTİN-PARAGUAY ÜÇGENİNDE BİR DOĞA HARİKASI; IGUAZÚ 23.08.2020 tarihinde yayınlandı ve 668 kez okundu.
ANADOLU’DA BİR DOĞA MUCİZESİ… KAPADOKYA... 30.08.2020 tarihinde yayınlandı ve 970 kez okundu.
TUNCA KIYISINDA TARİHİN AKIŞI 13.12.2020 tarihinde yayınlandı ve 687 kez okundu.
SONBAHAR’DA KUZEYDOĞU ANADOLU’YU KEŞFETMEK 1 -ERZURUM 07.05.2021 tarihinde yayınlandı ve 389 kez okundu.