Üye Ol / Giriş yap


Gezi

İÇ EGE’DE BİR YANIK ÜLKE: KULA

Hüsamettin Akçay 13.08.2020

Gezmek insana bir yandan dünyanın ne kadar küçük olduğunu gösterirken öte yandan kişinin kendi iç dünyasını zenginleştirmesine, bakış açısını büyütmesine ve evrensel insani değerler kazanmasını da sağlayan çok yönlü bir olgudur. Çünkü tanıdığınız her insan, gördüğünüz her yöre, her kültür sizi etkileyecek ve sizinle beraber gelecektir. Eve geri dönerken çantanıza eşyalarınızdan çok daha fazla şeyler koyduğunuzu, o anları tekrar hatırladığınızda fark edeceksiniz. Bu kadar çok farklı kültürün ve düşüncenin var olduğunu anladığınız an kendi kültürünüze ve düşünce yapınıza sıkı sıkıya bağlı olmanın ne kadar yanlış olduğunu anlayacaksınız.

Haydi, bu gün Batı Anadolu’nun efsane güzelliklerine sahip tarihi kaynaklarda “Yanık ülke” adıyla anılan Kula’yı gezelim.

Kula, “Yanık ülke”, 10 bin yıl öncesine kadar yaşandığı belirtilen volkanik patlamalar sonucu akan lavların oluşturduğu 305 kilometrekarelik saha, zengin kültürü ve tarihi, doğal ve jeolojik güzellikleriyle İç Egede gezip görülesi bir hazinedir. Volkanik dağ ve tepeler lavlar püskürterek, doğayı kasıp kavurmuş ve o dönem insanları, yöreye “Yanık Ülke” demişler. Nitekim Antik dönemde bu volkanik bölgeye “Katakekaumene” yani “Yanık, yanmış arazi” adı verilmiş. Bu isim Strabon vb antik dönem yazarlarının eserlerinde de görülmektedir.

Türkiye'nin ilk ve tek Volkanik Jeoparkında Burgaz volkanitleri olarak adlandırılan lav akıntılarında karakteristik sütun bazaltlarını, kalın lav örtülerinin hızlı soğuması sonucu büzülme ve gerilmelere bağlı dikey istikamette gelişmiş çatlak sistemleri ziyaretçileri etkilemektedir. Prehistorik insan ayak izleri ile birlikte tüm volkanik yapı ve şekiller ulusal ve uluslararası düzeyde bilimsel, kültürel, rekreasyonal ve turistik amaçlara hizmet edebilecek değerde doğal ve kültürel unsurlardır. UNESCO Global Jeopark Ağı'na alındığı yaz, Haziran 2013'te Jeopark Ziyaretçi Merkezi ve yürüyüş rotası hizmete girmiş ve o yıl 7-8 bin ziyaretçiyi ağırlamış ancak ziyaretçi sayısı son yıllarda 100.000 bini aşmış durumda.

Gediz nehri üzerinde Demirköprü Barajının inşa edilmesi sırasında dozerlerin açtığı bir yamaçta cürufların altında kalıp fosilleşerek korunan insan ayak izlerine rastlanmasıyla tarih öncesi Anadolu’yu keşif çalışmaları yoğunlaşmış. Bu çalışmalar sırasında. Dönemin MTA görevlilerinin duyarlı girişimleri sayesinde, daha sonraları sit alanı olarak tescil edilip korumaya alınan bölgeyle ilgili 1969 yılı ve sonrasında yayınlanan makaleler yöreye ilgiyi artırmış. Çakallar konisinin güneyindeki bir kaya zeminini ince bir tabaka halinde kaplayan küçük tanecikli volkanik kül tabakasının üzerinde, sırtın güneyine doğru uzanan yöredeki fosil ayak izlerinin Gediz Vadisine doğru yürüyen çıplak ayaklı iki yetişkin ve yamaç yukarı giden bir çocuğa ait olduğu belirlenmiş, bunların yanı sıra bazı hayvan ayak izleri de tespit edilmiş.

Anıt kent Kula’da daha neler var ziyaret etmek için; ahşap, alçı ve kalem işi gibi zengin sistemleri içeren 18/19. yy dönemi Osmanlı Sanatının başarılı örnekleri tarihi Türk evleri, ne yalan söyleyeyim profesyonel rehber olarak 4 sene öncesine kadar hiç duymadığım muhteşem Kuladokya peribacaları ve daha neler neler…

KULADOKYA PERİ BACALARI: Bazı gezginlerin Kapadokya'ya benzerliğinden dolayı "Kuladokya" olarak adlandırdıkları bu muhteşem oluşumlar iyi ki Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından tabiat alanı ilan edilmiş. Gizemli bir doğa harikası niteliğindeki “Kuladokya – Kula Peri Bacaları”İzmir-Ankara yolunun 156. km'sinde, Kula'ya 16 km uzaklıkta, Burgaz Köyü civarında bulunuyor. Kapadokya gibi şiddetli yağmur ve rüzgârlar sonucu oluşan Kuladokya – Kula Peri Bacaları, ziyaretçilerine görsel bir şölen yaşatıyor ve zaman kavramından soyutluyor. Gediz Nehrini geçtikten 100 metre sonra, sola kıvrılan patika yol ile başlayan peribacalarına uzaktan bakmak yetmez, aralarına sızmak, yanlarına gidip dokunmak ve bu eşsiz manzaranın keyfini sürmek gerekir. Bunun için küçük çaplı bir maceraya atılmak, grup gezilerine katılarak bu doğa harikalarına zevkli bir tırmanış gerçekleştirmek gerek. Kuladokya – Kula Peri Bacalarının bakir kalabilmesi için 37,5 hektarlık bölge doğal sit alanı ilan edilerek Jeopark içerisinde koruma altına alınmış.

Yörede gerçekleştirilen jeoloji çalışmalarıyla peri bacalarının oluşumu hakkındaki bilgiler geliştirilmiş, bu ilginç oluşumlarda rüzgâr etkisinden çok yağmur sularının yüzeydeki akışının daha önemli olduğunu ortaya konmuştur. Bitki örtüsünün azlığı ve tüflerin geçirimsiz olması, yağmur sularının bu denli etkili ve güçlü yüzey akıntısı olmasına yol açıyormuş. Yurtbaşı Köylüler bu oluşuma "Bizim yörenin Bereket Tanrısı" diyor. Koyunları ile Peri Bacaları arasında dolaşan çobanlar peribacalarından yıkılıp yok olanların ve yeni oluşanların canlı tanığı.  Onlarla sohbet ederseniz, az yukarıda görünen ve üzerinde şapkası olmayanların birkaç yıl önce daha uzun ve şapkalı olduğunu, özellikle yoğun kış yağmurlarında ve fırtınada yıkıldığını anlatırlar.

Uşak yöresini keşfetmeye devam etmek üzere hoşça kalın değerli gezgin dostlar.

513
Yorum yap


Hüsamettin Akçay
Diğer yazıları
PASİFİKTE CENNETTEN BİR KÖŞE : HAWAİİ 13.08.2020 tarihinde yayınlandı ve 413 kez okundu.
BREZİLYA-ARJANTİN-PARAGUAY ÜÇGENİNDE BİR DOĞA HARİKASI; IGUAZÚ 23.08.2020 tarihinde yayınlandı ve 268 kez okundu.
ANADOLU’DA BİR DOĞA MUCİZESİ… KAPADOKYA... 30.08.2020 tarihinde yayınlandı ve 457 kez okundu.