Üye Ol / Giriş yap


Gezi

TADINA DOYAMADIĞIMIZ SAKİN KARADAĞ GEZİSİ 2

Meral Tosun 27.04.2021

Tadına doyamadığımız gezimizin deniz tarafındaki son gününde sıra güney şehirlerine gelmişti. Kuzeye göre daha tenha ve bakir alanlardan geçip Arnavutluk sınırına yakın Osmanlı izleri taşıyan Uljinj (Ülgün) ve Bar şehirlerini ziyaret ettik. Bar, Karadağ’ın liman şehri, genç çalışan kesimin yaşadığı bir önemli şehir.

Şehir girişinde altın kaplama kubbesi ile göze çarpan görkemli St. Jovan Vladimir Kilisesi’nin inşası 20 yıl sürmüş. Freskler, mermer ikonalar ile süslü bir Katedral.

Ülgün’de kendimizi sanki bir Anadolu kasabasında bulduk 2500 yıl önce kurulmuş, nüfusu çoğunlukla Arnavut olan sevimli bir tarihi, turistik sahil kasabası. Kaleiçi bizim için ilgi çekiciydi. Evler, dükkânlar eski binalar arasına serpilmiş. Kilise-Cami 1510 yılında inşa edilmiş, 1693’te Osmanlıların fethi ile camiye çevrilmiş bugün ise Arkeoloji Müzesi olarak kullanılıyor. Sonradan külliye mantığı ile bir de hamam eklenmiş. Karadağ’da bu durumda bulunan tek yapı. Şehir meydanında çok küçük bir camiyi görme imkânımız oldu. Hareketli şehir plajlarının ünlü olduğu söylendi ama mevsim uygun olmadığından göremedik. Sahil ve yol boyunca yerel lokantalar kadar dünyaya yayılan fastfood zincirlerinin şubeleri de mevcut. Karadağ’da hoşuma giden bir şey her köşeden elini uzatsan dokunacak mesafede başka bir ülkeye yakın olmaktı. Şimdi de neredeyse Arnavutluk’a ulaşmıştık .

Artık demir almak günü gelmişti sahil bölgesinden, son iki gün için ver elini Podgorico. Geldiğimiz gün aştığımız dağ silsilesini geride bırakarak başkentte mutlaka görmek üzere seçtiğimiz eski kitapçı dükkânını bulmakla güne başladık. Yağmurun ıslattığı sokaklar ve erimekte olan karların etkisi ile coşkun akan Moraca ve Ribnica nehirlerinin birleştiği yerde yapılan, köprünün altında yok edilmesine izin verilmemiş Türk Hamamı içinde yaşatılan Kanjizara Karver isimli kafe – kitapçı görmeye, bir kahve içip ortamı sindirmeye değer nitelikte. Daha görecek çok yer var bu büyülü ortamdan çıkmak zorundayız.

Bu noktada sevimli bir anımızı anlatmadan geçemeyeceğim. Karadağ Ulusal Tiyatrosu olduğunu öğrendiğimiz, üzeri afişlerle kaplı büyük binayı görünce dayanamayıp içini gezebilmek umudu ile açık olan bir kapıdan daldık. Bir görevliye derdimizi anlattık ve büyük bir hüsn-ü kabul ile içeri davet edildik. Biz şaşkın ve mutlu ilerlerken kendimizi tiyatronun sahnesinde kostümlü, dekorlu son provalarını yapan oyuncuların arasında bulduk. Oyun durdu, herkes şakın. Yanımıza yaklaşan-sonradan başoyuncu olduğunu öğrendiğimiz-kişi ile konuşunca durum ortaya çıktı. Meğerse ertesi gün prömiyeri yapılacak oyun için önemli bir yabancı konuk bekleniyormuş bizi o kişi sanan kapıdaki görevli heyecanla böyle bir işgüzarlık yapmış. Bu masum yanlışlık sayesinde biz muhteşem salonu kulisten girerek sahneden görmüş olduk. Oyuncular da bu meraklı turistleri ertesi günkü prömiyere davet ettiler, ne yazık ki biz o saatlerde ülkemizde olacaktık. Bu tatlı anıyı hep hatırlayacağız.

Podgorica uzun yıllar Osmanlı yönetiminde kalmış. Eski Şehir-Stari Varos- tam bir Osmanlı şehri, dar sokaklar, küçük evler aralarında mescitler… Bu şehri yaya dolaşmak her köşede yeni bir şey keşfetmeye yol açıyor. Bazı tarihi yapılar Türkiye’nin desteği ile restore edilmiş, kültür merkezi, restoran vs. amaçlı kullanılıyor.

Yeme-içme kültürünü tarih boyunca geçirilen süreçler etkilemiş, Türk, Hırvat, İtalyan etkileri iyi bir şekilde harmanlanmış. Yemekleri -özellikle etleri- çok lezzetli.

Şehir, yeni alanlarda büyümekte. Milenyum Köprüsü Moraca Nehri üzerinde 173m. uzunluğunda, 2015 yılında açılmış, kablolardan yapılmış şık bir köprü. 17.yy sonlarında inşa edilen Saat Kulesi ise eski günlerden esintiler katıyor şehre. II.dünya savaşından sonra yakıp yıkılan şehirde ayakta kalabilen az sayıdaki Osmanlı eserinden biri. Petroviç Sarayı ve Parkı günümüzde kültür merkezi olarak kullanılıyor.

İsa’nın dirilişi katedrali 20 yılda tamamlanmış değerli fresklerle süslü bir Ortodoks Katedrali. Fersklerin biri oldukça ilgi çekici, “Balkanların Şeytanları” olarak nitelenen Tito,Marks ve Engels cehennenem ateşinde tasvir edilmiş.

Karadağ beklentimizin çok üstünde tatlarla ayrıldığımız bir ülke oldu sonuçta. Sevgiyle hatırlamaktayız.

 

 

377
Yorum yap


Meral Tosun
Diğer yazıları
PEMBE KUMLARIN BÜYÜSÜ; ANTİLOP KANYONU 26.01.2021 tarihinde yayınlandı ve 619 kez okundu.
SAKİN BİR TATİL Mİ İSTEDİNİZ? BUYURUN KARADAĞ’A 27.04.2021 tarihinde yayınlandı ve 567 kez okundu.