Üye Ol / Giriş yap


Gezi

ATEŞ ÜZERİNDE YÜRÜYEN, ÇIPLAK AYAKLI RAHİBELER

HANİFE UYGUR 21.01.2021

Kor haline gelmiş ateşin üzerinde yürüyen rahibeleri izlemeye gelmişti, Pyramos Nehri civarında yaşayan halk…

 

Rahibeler Artemis anısına yapılan tapınakta senede bir kez ateş üzerinde yürür, böylece Toprak Ana’ya duydukları sadakati sunalardı.

Günümüzdeki ismi Ceyhan olan bu nehrin etrafında kurulmuş Mapsosestia

( Misis), Mallos(Kızıltahta), Anavarza ve Magarsos

(Karataş) kentlerinin sakinleri de Kastabala kentine gelir, bu ayinlere katılırlardı.

(Günümüzdeki adı Ceyhan olan Pyramos Nehri ve Mapsosestia Antik Kenti)

Kastabala,o günlerde çok önem kazanmış yapılar arasında bulunan Peresia (Artemis) Tapınağı nedeniyle, “ Kutsal kent” olarak ilan edilmişti.

Şimdi siz “O günler ne zaman” diyeceksiniz…

Yıl 175 – 164 civarı… Ama henüz İsa doğmamış…

O yıllarda Kastabala’yı da, bölgenin diğer kentlerini de 4. Antiochos yönetiyor. Antiochos, İskender ölünce yıkılan imparatorluğunun yerine Antakya’yı merkez alarak kurulmuş Selefkoslar Devleti’nin kralı…

Dördüncü Antiochos Epiphones, kutsal ilan ettiği kente o kadar önem vermiş ki, Kastabala kenti adına sikkeler bastırmış. Bu yüzden kent, o yıllarda önemli şehirlere verilen “ Hierapolis” yani “Büyükşehir” ekiyle anılır olmuş.

Dördüncü Antiochos’un sikkelerinde Kastabala Hierapolis ismini okuyoruz ama, kentle ilgili ilk yazılı buluntu bu değil. Milattan Önce 5-4. yüzyıldan kalma Persler’e ait bir yazıtta da Kastabala adı geçmekte ve ana tanrıçanın topraklarından biri olan Kastabala’nın bir kadına bağışlandığı yazılmaktadır. Belki de “Kastabala” ismi bu kadının adından türemiştir.

*** 

Artık 2021 yılındayız…

Eşim ile birlikte Kastabala Hierapolis’in sadece kalıntıları kalmış giriş kapısının kemerinde oturarak, kentin tarihini tartışıyoruz…

(Kastabala Antik kenti ve Behramkale)

Kenti incelediğimizde kuruluşu Persler’e kadar gitse de günümüze kadar gelebilen eserlerin daha çok Roma’ya ait olduğu açıkça görülüyor. Bir çok kalıntı Roma eseri ama, Kastabala Antik Kenti’nin en görkemli yapısı Behramkale (Bodrumkale) mimarisi ile ortaçağ’a ait olduğunu açıkça deklare ediyor.

Eşime, “ Hadi gel keşfelim bu kenti “ diyorum.

“Bir Roma kentine görkemli bir kapıdan girilirdi, biz şimdi bu kapının yanında olmalıyız”  diye de fikrini söylüyor eşim.

Kapıdan kentin Agora (çarşı, merkez, meydan) ‘sına kadar uzanan bir de  “Sütunlu Yol’u” olmalı diye ekliyorum ben…

Eşim Haluk ise zaten buluvermiş batıdan doğuya doğru uzanan sütunlu yolu, koşarak tiyatroya doğru gidiyor.

(Kastabala Antik tiyatrosunda arkeolojik çalışmalar yapılmaya başlandı)

Roma kentlerinin olmazsa olmazları tiyatro binaları…

Bunların bir kısmı eğimli bir araziye dayanarak inşa edilirken, özellikle önemli şehirlerdekiler hiçbir eğime dayanmadan tamamen konstrüksiyona bağlı olarak yükselirler. Bunlara tiyatro değil anfitiyatro denir.

***

İçime gezme ateşinin düştüğü gençlik yıllarımda Antalya’daki, Denizli’deki, İzmir’deki tiyatroları görür de, gıpta ile izlerdim. Bunlardan benim Çukurovam’da neden yok diye de üzülürdüm.

Ama olgunlaşıp, dikkatimi biraz Çukurova’ya yöneltince bu yörede de görkemli tiyatrolar olduğunu keşfettim. Hatta Anavarza’da bir anfitiyatro bile bulunuyor. Hatta  birçoğu beş tarihsever ellerine küçük birer keser alıp, beş gün kazsa açığa çıkabilecek kadar yüzeysel toprak altında…

(Anavarza Antik Şehri)

Magarsos’un Akdeniz’e saygı duruşundaymış gibi inşa edilmiş tiyatrosu ve Şar- Komana ‘nın ( Tufanbeyli) yarısı açıkta ama, öbür yarısının üzerine inşa edilen evin bile 100 yıllık geçmişe ulaştığı, tiyatrosu bunlar arasında.

(Magarsos Antik Tiyatrosu)

Tabiî ki Kastabala da bir tiyatroya sahip… Hem de tamamen toprak üzerinde, bugün bile konserlerin verilebileceği, gösterilerin yapılabileceği sağlamlıkta, görkemli…

***

Eşim yanında getirdiği mini müzikseti ile amfitiyatronun akustiğini deniyor. Vivaldi’nin Dört Mevsim Konçertosu’ndan semaya yükselen notalar, bizleri alıp Artemis Tapınağı’nın kalıntıları arasına taşıyor. Tapınağa varınca görüntüler birden bire flulaşıyor ve bu bulanıklık içerisinden çıkan çok sayıda insan etrafı dolduruveriyor. Hepsi antik Pyramos Nehri etrafında kurulan kentlerden gelmişler. Eşimin mini setinden yükselen keman melodileri de birden bire yerini güzel bir hanım tarafından çalınan Lir sesine bırakmış.

Ateşe döndüklerinde güzel vücut hatlarını gizleyemeyecek kadar ince, beyaz bol giysiler içerisindeki Artemis rahibeleri kor haline gelmiş odunların üzerinde çıplak ayakla yürüyorlar. Toplanan halk ise huşu içinde onlara eşlik ediyor.

(Artemis)

Aman allahım! Ben rüya mı görüyorum?

Eşim “Hayır rüya değil, ama altıncı yüzyılda, bir deprem nedeniyle yıkılana kadar Kastabala sakinlerinin rüya gibi yaşadıkları hayatları seni, etkilemiş olmalı.” diyerek beni uyandırıyor.

Yani sizlerle rüyamı paylaşmak istedim...

***

Ama bir gün salgın biter, yolunuz düşerse Çukurova’ya, rüyalar şehri Hieropolis Kastabala sizleri bekliyor unutmayın.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1262
Yorum yap


HANİFE UYGUR
Diğer yazıları
BEYRUT; ORTADOĞU'DA BİR PARİS 24.12.2018 tarihinde yayınlandı ve 2471 kez okundu.
DÜNYANIN EN ESKI KÖPRÜSÜ; ADANA TAŞKÖPRÜ'NÜN ÖYKÜSÜ 20.03.2019 tarihinde yayınlandı ve 14349 kez okundu.
LEONARDO DA VİNCİ TOROSLARDA / LEONARDO DA VINCI AT THE TAURUS MOUNTAINS 02.09.2019 tarihinde yayınlandı ve 5497 kez okundu.