Üye Ol / Giriş yap


Tarih

MANGAL DAĞI'NDA...

AHMET BOZKURT 22.08.2020

Doksan sekiz yıl sonra ilk defa olacaktı. Hiçbir şey için hiçbir zaman geç olmazdı. Önemli olan hayal etmek, planlamak ve gerçekleştirmekti. Seksen yedi dağcı, tam doksan sekiz yıl önce Mustafa Kemal ve askerlerinin Yunan ordularını durdurdukları ve gerilettikleri Sakarya Savaşı rotasını yürüyecektik. Yürüyüş, rotanın en güney noktası olan Mangal Dağı’ndan başlayacak, en kuzey ucu olan Dua Tepe’de bitecekti. İlk gün Polatlı’da buluşma ve araçlarla Mangal Dağı’na giderek kamp alanına yerleşme ile geçti. Toplam uzunluğu yüz altı kilometre olan rota, çadır kamplı olarak dört günde yürünecek, son gün, gün doğmadan önce tören için Dua Tepe’de olunacaktı.

Mangal Dağı eteklerindeki kamp alanında çadırlarımızı kurduk. Akşam olmak üzereydi. Meteoroloji raporları yağmur göstermiyordu fakat havada bulutlar oradan oraya savruluyor, kurumuş otlar uçuşuyordu. Bir anda yağmur başladı, iri iri damlalar düşüyordu. Bir süre çadırlarımıza sığındık. Hava sonra duruldu ve yağmur dindi. Yunan ordularının bu tepelere saldırdığı gün de böyle bir hava olduğunu söylüyordu savaşla ilgili bilgi verenler. Bu bize hoş geldiniz mesajı olmalıydı. Yemek vaktine bir saat kadar süre vardı. Kafamı kaldırıp şöyle Mangal Dağı’na baktım ve zirveye gider gelirim, diye düşündüm. Ekip lideri arkadaşıma, dağa yönelerek “ben gidiyorum!” dedim, “yemeğe kadar dönerim.” Sormadı nereye, diye biliyordu elbet sabırsızlığımı.

Yokuş yukarı başladım yürümeye. Heyecandan nabzım hızlı atmaya başlamıştı. Etrafta kurumuş gevenler, yer yer ayağıma dolanan taşlar. Ufukta huzmelerini bulutların arasından mızrak gibi uzatan güneşin son ışınları yalıyorken Haymana ovasını ve Mangal Dağı’nı, ben mevzilere ulaşma hayali ile tutunmuş Mehmet Çavuş’a tırmanıyordum adım adım. Bir süre sonra hava yavaştan kararmaya başladı. Çal Dağı’ndan geliyorduk. Mustafa Kemal Paşa Gazi Tepe’den Mangal Dağı’nı görmüş ve “İsmet, biz bu dağı tutalım” demiş. İki gün önce yola çıkmıştık; gündüzleri siperlerde savaşıyor, görünmemek için geceleri yol alıyorduk. Gece yürüyüşlerinde sıra ile uyuyor, düşmemek için birbirimize tutunuyorduk. Bir kişi uyuyorsa, onun önündeki ve arkasındaki uyumuyordu. Mehmet Çavuş çoğunlukla uyumazdı. Ben de zaman zaman efkârlanır, memleketi düşünür, uyuyamazdım tüm yorgunluğuma rağmen. Hemen arkamda bana tutunan Ali Onbaşı uyuyordu belli, sesi çıkmıyor, arada bir sendeliyordu. Akşam yağan yağmurun ıslattığı otlar ve gevenler paçalarımızı ve ayakkabılarımızı ıslatmıştı. Sol ayakkabımın tabanı açılmış, bir bez ile bağlamıştım, ama ıslaklığı serin serin hissettim. Bu akşam kumanya olmayabilirdi, çantamda öğleden kalan bir dilim kurumuş ekmek yetecekti yine. Çocuklar ne yapıyordu memlekette? Ayşe bakardı onlara, ekmek bulurdu, yemek bulurdu. Gözümde tüttü hepsi. Şu Yunan defolup gitseydi biz de evimize barkımıza dönseydik. Mehmet Çavuş dün “bu İngiliz’in işi, Yunan’ı sardı başımıza” demişti. İyi ki Mustafa Kemal Paşa vardı, yoksa biz ne yapardık bu İngiliz kışkırtması palikarya ile. Bizden önce gelen Fuat Yüzbaşı komutasındaki askerlerin yarım yamalak kazdığı siperlere ulaşmıştık. Attık kendimizi siperlere. Bir süre sessizce dinlendik, dinledik. Ali Onbaşı uyumaya devam etti. Mehmet Çavuş hâlâ uyanık ve diri, herkesi kontrol etmede. Ben kafamı koymuş toprağa, memleketi düşünüyorum. Yaşlı annemi, babamı, çocukları, Ayşe’yi.  Mehmet Çavuş sessizce “hadi arkadaşlar gidiyoruz, yerimiz burası değil”. Kalktık, yürüdük siperler boyunca batıya doğru. Siperlere uzanmış uyuyan, yemek yiyen, yaralarını saran, silahını temizleyen, her manga başında silah elinde nöbet tutan Mehmetçiklerin yanı sıra yürüdük.

Mehmet Çavuş “işte burası dedi, bu siperi biz tutacağız”, deyince durduk ve sessizce yerleştik. Sipere gelen bir ulak, Mehmet Çavuş’a, Komutan Ahmet’i çağırıyor, dedi. Mehmet Çavuş bana dönerek “git” dedi Komutana. Ulağın peşi sıra zirvedeki komuta siperine doğru yürüdüm. Selam verdim ve “Salih oğlu Ahmet, Amasya, emret komutanım” diye tekmil verdim. Komutan “dün seni gördüm, ayakkabın yırtıktı, yüz metre geride malzemeci var, birlikte gidin ve değiştirin” dedi.  Birlikte yürüdük zirveye doğru. Malzemeciyi bulup sol ayakkabımı değiştirdim.

Sipere dönerken ayağım takıldı sendeledim, düştüm, kafamı bir taşa vurmuştum. Önemli bir şey yoktu şükür, doğruldum, okşadım alnımı. Etrafta kimsecikler yoktu benden başka. Uykudan yeni uyanmış gibi mahmurluk vardı üzerimde. Gitmeliydim, dönerim demiştim yemeğe kadar. Aşağıya doğru yöneldim hızlıca, bomboş siperleri geçtim alacakaranlıkta. Hayal meyal yemek arabası başında kuyruğa dizilmiş arkadaşları görünce sevindim. Mehmet Çavuş’u, Ali Onbaşı’yı, bu akşam da kuru ekmeğe talim edecek Ahmet’i hatırlayınca içim burkuldu. “Nerede kaldın?” diyen arkadaşlarımın arasına sessizce katıldım, “Hiç” dedim “Mangal Dağı zirveye kadar gidip geldim”. Sonraki dört gün boyunca hiç yorulmadım, acıkmadım, susamadım. Çadırımda, sıcacık uyku tulumumda uyurken siperde açıkta yatan Mehmetçikleri düşündüm. Öğlen bize verilen kumanyayı, akşam Polatlı Belediyesi araçlarının getirdiği sıcak yemeği yerken de onları düşündüm. Ağustosta güneşi altında, sarı sıcak Haymana, Polatlı bozkırlarında yürürken, gündüz siperlerde savaşıp, düşman görmesin diye gece yürüyen, uyumaya zaman bulamadığı için gece yürüyüşünde birbirlerine tutunarak hem yürüyen hem uyumaya çalışan Mehmetçikleri düşündüm. Ama hiç yorulmadım, yol boyunca “bu iş zormuş diyen” arkadaşlarıma “o günleri hatırlayın, kolay gelir” demeyi ihmal etmedim. Yorulduğumun ve günlerce yıkanmadığımın eve gelince farkına vardım.

Sizin için hazırladığım Sakarya 1. Diriliş Yolu yürüyüşü ile ilgili videoyu Youtube kanalımda izleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=wJ2VzYoSm7M

Bu yazımı ve fotoğraflarımı başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, isimsiz şehit ve gazilerimize ithaf ediyorum.

707
Yorumlar
  • avatar
    A.N.Serdar Akyay
    27 Aug 2020

    Göz pınarlarımda hissettim yüreğindeki ince sızıyı. Teşekkür ederim.

  • avatar
    MEHMET DANYAL AŞIK
    27 Aug 2020

    Sevgili Ahmet, harika bir yazı ve harika fotoğraflar.Kutluyorum.Selam ve sevgiler..

  • avatar
    Ruhsar Gürellier
    29 Aug 2020

    Ahmet bey kutluyorum yazı ve fotoğraflar harika. Sevgiler selamlar.

  • avatar
    Ruhsar Gürellier
    29 Aug 2020

    Ahmet bey ne güzel dile getirmişsiniz kutluyorum selam ve sevgiler.

  • avatar
    Tahsin Deniz Arpacı
    29 Aug 2020

    Çok güzel bir yazı ✍️ Elinize kalem ✏️ inize sağlık.

  • avatar
    Reyhan KARGILI
    31 Aug 2020

    Kıymetli hemşerim çocukluk ve okul arkadaşım Ahmet. Yazını baştan sona okudum fotoğraflara baktım, Videolarını seyrettim çok memnun oldum, seninle gurur duyuyoruz. Hangi şartlar altında okuyup böyle güzel günlere eriştiğini elbetteki çok iyi anlıyor ve biliyorum. O dikenli çamurlu ve de zorlu yollarda ben de yürüdüm. Haberleşme ve ulaşım imkanlarının şimdiki zamana göre daha kısıtlı olduğu yetmişli yıllarda askerlik süremin tam ortasında evlendim. Onbir ay sonra 77 Martında teskere aldım. Bana askerlik günlerimi hatırlattın. İstanbul /Hasdal Kemerburgaz ve o civarlarda gece yürüyüşleri atış ve tatbikatlar yaptık. Hora gemimiz Egede 76 da yine Sismik araştırmalar yapıyordu. Güzel günlerdi. Eline yüreğine kalemine sağlık. Teşekkür ediyorum sağol kardeşim Allah razı olsun. Selamlar sevgiler olsun inşallah. Görüşmek üzere hayırlı günler dilerim.

Yorum yap


AHMET BOZKURT
Diğer yazıları
TANRILARIN TAHTINA YOLCULUK 1: NEPAL 28.01.2020 tarihinde yayınlandı ve 812 kez okundu.
TANRILARIN TAHTINA YOLCULUK 2: NEPAL 28.01.2020 tarihinde yayınlandı ve 859 kez okundu.