Üye Ol / Giriş yap


Gezi

PAPARAZİ

AHMET BOZKURT 28.02.2022

O büyülü dünyaya gitmeyen kalmamıştı fotoğraf camiasından. Yıllarca sosyal medyada, yarışmalarda onlarca fotoğraf görmüş, beğenmiştik. İşte şimdi sıra bizdeydi. Ankara, İstanbul ve İzmir’den bir otobüs dolusu insan heyecanla buluştuk Van Havalimanı’nda. Üç gün boyunca dolu dolu gezecek, Van Gölü çevresinde birçok yeri ziyaret edip fotoğraflayacaktık. Bunlar arasında Bitlis Güroymak kaplıcaları farklı bir yere sahipti ve nihayet biz de imrenerek baktığımız fotoğrafların benzerlerini çekebilecektik.

Hafif karlı, biraz da soğuktu hava. Otobüsümüz Güroymak kasabasını geçip bozuk yoldan kırsala doğru ilerliyordu. Etrafta beyazlamış tepeler ardı sıra birbirini tekrarlıyor, sanki yeni hiçbir şey yokmuş duygusu veriyordu. Saatler sonra tek katlı bir barakanın yanında durduk. Neden bu viranenin önünde olduğumuzu bilmiyorduk. Uçaktı, otobüstü derken uyuşan bacaklarımızla kendimizi otobüsten attık. Biraz yürüyünce aşağıda dumanı üstünde etrafı girintili çıkıntılı gölü fark ettik. Harika görünüyordu. Deklanşör sesleri ardı ardına çaktı. O da ne?! Gölde birileri var! İki kişi bu soğuk havada sıcak kaplıca gölünün tadını çıkarıyor. Bizi görünce uzaklaşmaya çalıştılar. Önce anlamadık neden tedirgin olduklarını. Bazı arkadaşlarımız hızlı hareket ederek gölün diğer tarafına doğru yürümeye başlamıştı bile. Bir kız arkadaşımız da onların arasındaydı. Göldeki iki kişi gittikçe daha da telaşlanarak gölün sonuna doğru yüzdü, yüzdü... Elbiselerinin olduğu yere kadar gitmişlerdi ama hâlâ suyun içindeydiler. Neden çıkamadıklarını anlamıyorduk. Ama o buğunun içinde insan siluetleri öyle   doğal ve düşsel görünüyordu ki fotoğraflarını çekmekten kendimizi almıyorduk. Sonra ne olduysa, önce kim fark ettiyse birden hepimiz kız arkadaşımıza el kol hareketleriyle diğer tarafa doğru gitmesi gerektiğini anlatmaya başladık. Başarılı olduğumuz söylenemezdi doğrusu. Bir yandan gülüyor bir yandan paparazi gibi an an fotoğraflıyorduk. İki adamcağız sis perdesini de kullanarak elleri eteklerinde, anadan üryan, hızlıca eşyalarına koştu. Aynı anda kız arkadaşımız da sırtını dönüp bize doğru koşmaya başladı. Yanımıza geldiğinde gülme krizine tutulmuştu. Biz belgeleme görevini başarıyla yaptığımızı söyleyip epey eğlendik.

Kısa süre sonra adamlar giyinip yanımıza geldi. Yakın bir köyden olduklarını, av sonrası sıcak suyun keyfini çıkarmak istediklerini fakat bir anda bir otobüs dolusu fotoğrafçıyı karşılarında görünce afalladıklarını anlattılar. “Aman ha fotoğrafları yayınlayıp bizi rezil etmeyin” dediler. Biz de yayınlamama sözü verdik. Bir daha ıssız sanıp özgür davranmayacaklarını söyleyip köylerine döndüler.

Bu beklenmedik eğlence bir yana Güroymak'ta asıl gösteri şimdi başlıyordu: Yakın bir köyden mandalar ve atlar gelmişti. Atlar sahiplerinin desteğiyle koşumlarından kurtulup karlı zeminde yerde yatıp yuvarlanıp sırtlarını kaşıdı ve birbirlerine kur yapmaya başladı. Sahipleri sabırsızlıkla suya girdi. Onları takip eden atlar, yavaş ve temkinli adımlarla sahiplerinin yanına gitti. Sahipleri onları okşadı, üzerlerine su atarak alıştırdı, kuyruk ve yelelerini temizledi, tımarladı. Mandalar ağır adımlarla göle yaklaşırken, karlı zemine taze mayıslarını bıraktı, büyük ve mandaca... lönk diye... Hani derler ya “Oğlum yayılma manda boku gibi” diye, işte budur işin aslı esası. Yol boyu taze mayıslardan yükselen kıvrım kıvrım dumanlar kaplıcanın sisine karıştı. Soğuk ve nemli havaya taze mayıs kokuları sindi yer yer. Sonra kaplıca gölünün sığ kıyısından yavaşça süzüldüler suya... Atlar yer açmak için çekildi sola doğru. Mandaların böğürtüsünden, atların kişnemesinden çok mutlu oldukları anlaşılıyordu.

Gençler suda atları şaha kaldırıyor, atın üzerinde parendeler atıp suya dalıyordu. Sırayla her biri fotoğrafçılara nefis bir gösteri sunuyordu. Mandalar kendi hallerinde gölün bir tarafında sıcak suyun keyfini sürüyor, böğürerek mutluluklarını ifade ediyordu. Belki iki saat devam eden bu gösteri bize çok zengin malzeme sağlamıştı. Hepimiz heyecanla, iştahla onlarca fotoğraf çekmiştik. Atlar yavaş yavaş sudan çıkarken mandalar yolu bilircesine eve dönerken iliklerimize kadar üşüdüğümüzü hissettik. Atlar arabalarına koşuldu ve hızla karlı yoldan sıcak ahırlarına doğru yol aldı. Mandalar bozmadı tavırlarını, ağır başlı, sakin, emin...

Kendimizi otobüsümüze attığımızda mutluyduk. Umduğumuzdan çok daha güzel bir gün geçirmiştik. Sonunda bizim de buğulu, büyüleyici Güroymak fotoğraflarımız olmuştu. Üstelik unutulmaz anılarla...

1342
Yorum yap


AHMET BOZKURT
Diğer yazıları
TANRILARIN TAHTINA YOLCULUK 1: NEPAL 28.01.2020 tarihinde yayınlandı ve 2415 kez okundu.
TANRILARIN TAHTINA YOLCULUK 2: NEPAL 28.01.2020 tarihinde yayınlandı ve 2162 kez okundu.
MANGAL DAĞI'NDA... 22.08.2020 tarihinde yayınlandı ve 2991 kez okundu.
DAĞ REHBERLERI, ŞERPALAR 24.06.2021 tarihinde yayınlandı ve 2094 kez okundu.