Üye Ol / Giriş yap


Gezi

İYON GEZGİNLERİ.6 ; MİLETOS / MİLET FİLOZOFLARIN ŞEHRİ

MEHMET CENGİZ TÜMER 09.10.2020

MİLETOS / MİLET

Filozofların Şehri

“ Efsaneye göre, bir gün baş tanrı Zeus ile fakir bir Miletli, Milet agorasında bir konu üzerinde tartışırlar. İkisi de bir türlü geri adım atmayınca, tartışma uzayıp gider. Sonunda canı sıkılan Zeus, tanrı olmanın ayrıcalığını kullanarak tartışmayı sonlandırır: "Bana bak, beni daha fazla kızdırma, şimdi bir şimşek çakar, seni cayır cayır yakarım!" Miletli köylü, korkmak bir yana, gayet sakin bir şekilde, "Koca Zeus, bu öfkenle haksız olduğunu nasıl da kanıtladın..." der. Hikâyenin sonunda Miletli köylünün akıbetini bilen yok; fakat kesin olan şu, Miletlilerin tanrıyla özdeş bir düşünce yapısına sahip olduğu... Bundan tam 2 bin 600 yıl önce, akılcı düşüncenin ve felsefenin temellerinin bu şehirde atılmış oluşu da tesadüf değil...”

Priene’den ayrılırken çiseleyen yağmur Milet yoluna çıktığımızda tufana döndü. Aracımızın silecekleri yetişemiyordu yağmurun hızına. Milet’e yaklaşır, sazlarla kaplı Menderes deltasında ilerlerken yağmur başladığı gibi aniden durdu ve sarı, sıcak bir güneş açtı. Ve doğa bize muhteşem bir manzara sundu.

Filozoflar şehri Milet’teyiz.

Milet ismi mitolojik açıdan Apollon ile ilgilidir. Apollon ile Girit Kralı Minos'un kızı Akakallis; Akakallis ‘in üç çocuğundan biri olan "Miletos’a, Minos'un kötülük yapmaması için onu dağa bırakır. Çocuğa kurtlar bakar. Daha sonra çobanların büyüttüğü Miletos, Anadolu'ya gelerek Menderes nehrinin kızı "Kyane" ile evlenerek "Miletos" şehrini kurar.

Milet M.Ö. 7. ve 6. yy.da en parlak dönemini yaşamıştır. Milet'liler özellikle M.Ö. 6. yy.da deniz ticaretini ele geçirmelerinden sonra Akdeniz ve Karadeniz'de kurdukları koloniler sayesinde etkinliklerini çoğaltmış ve zenginleşmişlerdir. Giderek Milet, İyon dünyasının başkenti haline gelmiştir.

Miletos'un taş devrinden beri yerleşim olduğu bilinmektedir. Fakat Miletos ve etrafında bulunan adalarda taş devrinde yaşayanlar hakkında arkeolojik delil bulunmamaktadır. Miletos ‘ta Bronz Devri arkeolojik kalıntıları MÖ 1900 civarında ticaret ile ele geçirilmiş olan Girit, Minos Uygarlığı tarafından üretilmiş bronz eşyalar halinde görülmektedir. Bundan çıkarılan sonuca göre, Miletos bu devirde, Anadolu'nun içleriyle ilişkilerle değil, Ege Denizi'nden gelen ilişkileri ile gelişmiştir. Antik Miletos şehrinin bulunma efsanesine göre şehrin ilk yaşayanları Girit üzerinden gelmiştir. Çok ünlü Roma zamanında yaşamış (d. MÖ 63/64 – ö. MS 24) Yunan geografyacısı Strabon'a göre;

Ephorus şunu bildirmiştir: Miletos'un bulunduğu yere yakın, denizden epeyce yüksek bir tepe mevkiinde ilk defa Giritliler tarafından bir yerleşim kurulmuş ve bu onlar tarafından tahkim edilmiştir. Eskiden Lelegler tarafından yerleşilmiş olan ve onların elinde bulunan şimdiki Miletos mevkiindeki araziler üzerine, Sarpedon eski Giritliler tarafından kurulan şehirden getirdiği koloniciler ile yeni bir şehir kurmuş ve bu yeni kurulan şehir Miletus anısına adlandırılmıştır.”

Miletos hakkında ilk yazılı arkeolojik kaynaklar Geç Bronz Dönemi'ne ait olup bunlar Hitit kaynaklıdır. Kent Hitit kaynaklarında Millavanda olarak geçmektedir. Ahhiyava kontrolündeki kent, III. Hattuşili döneminde Hititli bir hain olan Piyamaraddu’nun Hitit aleyhine faaliyetlerine yataklık etmektedir.

Tarihi tespit edilen Miletos ismi geçen ilk yazılı belge Miletos'un Millavanda şehri adıyla Hitit Kralı olan II. Murisili'nin vaka namelerinde bulunmaktadır. Yaklaşık MÖ 1320de Millavanda şehri Arzawa'lı Uhha-Ziti'nin isyanına destek göstermiştir. II. Murisili generalleri olan Mala-Ziti ve Gulla'ya Milliwanda'ya hücum etmelerini emretmiş ve onların hücumu sırasında şehrin bazı kısımları yanmıştır. Miletos ‘ta yapılan arkeolojik kazılarda söz konusu döneme ait tabakalarda büyük bir yangın olduğu açığa çıkarılmıştır.

Yunan tarihsel karanlık çağlarında Herakles oğullarının geri dönüşünden sonra efsane yazanlara göre Yunanistan'dan Anadolu'ya yeni koloniciler gelip yerleşmişler ve bunlar Yunanca konuşan İyonia halkını oluşturmuşlardır. Miletos şehri efsanesine göre Atinalı Kodros'un oğlu Neleus koloniciler başında Miletos'a gelmiş ve Miletoslu erkeklerin hepsini öldürerek onların karılarını alıp Miletos'u bir koloni olarak yeniden kurmuşlardır. Efsaneye göre Miletoslu kadınlar bundan hoşlanmamış ve yeni kocaları ile bir masaya oturmamaya karar vermişlerdir.

Antik Yunan çağlarında bir bağımsız şehir olan Miletos önce Neleus soyundan geldiklerini iddia eden krallar tarafından idare edilmiş; MÖ 800'den sonra şehri idare eden aristokrat soylular olmuştur. MÖ 687'den itibaren şehrin idare şekli, tiran adı verilen tek olarak mutlak idareci, diktatörlere geçmiştir. Miletos şehri, Anadolu'da on iki İyon şehrinin kurmuş olduğu İyonia Birliği üyesi olduğu görülmektedir. MÖ 8. yüzyılda yapılan Lelantin Savaşları’na katılan İyonia şehirlerinden biri Miletos ‘tu.

Kendisi bir koloni olarak kurulan Miletos MÖ 6. yüzyılın ilk yarısında bir deniz imparatorluğu merkezine dönüşmüştür. Miletos, Karadeniz kıyısında, içinde Trabzon, Sinop ve Kırım'ı da kapsayan, kendine bağlı 98 adet koloni kenti kurarak muhteşem bir güce ulaşmıştır.

Klasik Yunanistan daha yeni gelişmekte iken, İyonya'da merkez durumundaki Miletos, Anadolu kıyılarında birdenbire bir sanat, ilim ve felsefe merkezi olarak parlamıştır. Antik Yunan medeniyetinin bilimde ilerlemesi Miletos ekolu yoluyla başlamıştır.

Milet MÖ 304'te Büyük İskender tarafından Perslerin elinden alınmıştır. Büyük İskender'in ölümünden sonra MÖ 313'te Antigonos ve MÖ 301'de Seleukoslar eline geçmiştir. MÖ 188'de Miletos şehri tekrar bağımsızlığını kazanmıştır. Fakat MÖ 133'te Pergamon ‘un son Kralı ülkesini Romalılara miras olarak verdikten sonra Miletos bağımsız kalmamış Roma'ya bağlanmıştır.

Roma'nın cumhuriyet ve imparatorluk devirlerinde Miletos şehri merkezi Bergama'da olan Asia Eyaleti'nin parçası olmuştur. Günümüzde görülen kalıntılar daha çok Roma dönemine aittir. 15.000 seyirci alabilen tiyatrosu, Anadolu'nun en büyük Roma hamamı ve Faustina Hamamı, şaşırtıcı büyüklükteki Agoralar (pazar yerleri) Miletos'un görkemini gözler önüne serer.

Hıristiyanlığı ana kitabı olan Kitab-ı Mukaddes'in Eski Ahit kitaplarında Miletos'un ismi birkaç defa geçmektedir. Tarsuslu Pavlus'un MS 57'de üçüncü misyonerlik seyahatinde Pavlus'un Miletos ‘ta Liman Anıtı önünde oturup Efes'ten gelen ilk Hristiyan liderleri ile konuşup onlara orada veda ettiği bildirilir. Pavlus daha sonra da MS 65/66'da Miletos'u ziyaret etmiştir.

İmparator Diocletianus'un MS 297'de yaptığı Roma yerel idare reformlarına göre Miletos şehri merkezi Efes olan Asiana Diakos idaresine ve yine aynı şehir merkezli Asya eyaletine bağlanmıştır. Roma İmparatorluğu'nun uzun idaresi altında genel olarak eyalet merkezi olmayan şehirlerin önemlerini kaybettiği bilinmektedir. Fakat Miletos önemli bir liman şehri olduğu için bu süreç diğer Asia eyaleti şehirlerine kıyasla çok daha yavaş olmuştur.

I. Konstantin Roma İmparatorluğu'nu ikiye böldüğü zaman Miletos konumu nedeniyle Doğu Roma/Bizans İmparatorluğu idaresinde kalmıştır. Hristiyanlığın resmi din olmamasının Büyük Constantinus ile kabulü ile Konstantinopolis Patrik'ine bağlanmıştır. Miletos ‘ta bir Hıristiyan piskoposluk kurulmuştur. Miletos, Bizans İmparatorluğu içinde iken hem önemli idare merkezi olmadığı hem de limanının Büyük Menderes tarafından doldurulması dolayısıyla şehrin önemi gittikçe azalmış ve şehir küçülmeye devam etmiştir. Böylece şehir açık hava tiyatrosu arkasında bulunan Palatia adı ile anılan Bizans kalesi çevresine çekilmiştir.

11. yüzyıl sonlarında Selçuklular Anadolu'yu işgal etmeye başlamışlar ve Türkmen göçmenler Ege kıyılarına da yerleşmeye başlamışlardır. Selçuklular zamanında Miletos limanı yine Venediklilerle ticaret için liman olarak kullanılmıştır. Birinci Haçlı Seferi'nden sonra Bizanslılar Ege kıyılarını tekrar ellerine geçirmişlerdir.

Selçukluların Moğollara Kösedağ Savaşı'nda yenilip devletleri dağılmaya başladığında Miletos'un Menteşe Oğulları eline geçtiği bilinmektedir.

Sonunda Osmanlıların eline geçen Miletos limanının kullanımının devam ettiği bilinmektedir. 1494'te Menteşe Beyleri soyundan İlyas Bey Miletos'ta bir cami, medrese ve oluşan bir külliye yaptırmıştır Fakat liman dolmasıyla Miletos terk edilmiş şehir harabeleri bugün deniz kıyısından 10 km kadar içeride kalmıştır.

Milet'i çevredeki diğer antik kentlerden ayıran bir başka özellik, Afrodisias’ta olduğu gibi; çok büyük bir alana yayılmış olması. Ören yeri girişinde sizi tüm haşmetiyle Tiyatro karşılıyor. Priene'deki tiyatro nasıl en iyi Helenistik örneği temsil ediyorsa; Milet Tiyatrosu da, Yunan - Roma (Greko-Romen) tipinin en güzel örneklerinden biri. Helenistik dönemde 5 bin 300 kişilik olan tiyatronun kapasitesi, Roma döneminde 19 bin kişiye çıkarılmış. Bugün tiyatronun üçüncü katı yerinde, Bizans ve Osmanlılar zamanında kullanılmış bir kalenin kalıntıları yükseliyor; sahnenin ayakta kalan parçaları ve katlar arasındaki galeriler, tiyatro atmosferini büyük ölçüde canlı tutuyor. Tiyatrodaki tonozlu geçitler ise çok iyi korunmuşlardır ve tiyatrodaki geçitlerden geçerek arkasında bulunan limana ulaşabiliyorsunuz. Kentin 4 büyük limanı vardır. İlk ikisi, 2 aslan heykeli arasına bağlanan zincir ile kapatabilen Aslanlı limandır. Üçüncü liman Athena tapınağının yakınlığından dolayı Athena limanı olarak anılır. Kentin doğusundaki kumsal kıyı ise dördüncü liman olmuştur.

Yine Tiyatro’nun biraz ilerisinde bulunan Senato binası ve karşısında kente su dağıtımını sağlayan Nymphaion vardır. Nymphaion; heykellerle benzenmiş üç katlı halk havuzu ve çeşmesi olarak bilinmektedir. Nymphaion üç nişin üzerine konumlandırılmıştır. Yapının arkasında yer alan su kemerleri vasıtasıyla ulaşan sular, depolarda biriktirip hem Nymphaion çeşmesini beslemede hem de kanallar vasıtasıyla kentin çeşitli yerlerine su dağıtımı yapılmaktaydı.

Ören yerinde ilk anda fark edilen yapılardan biri de, Faustina Hamamları. Anadolu'daki en büyük Roma hamamlarından biri olan bu yapıyı, Roma İmparatoru Marcus Aurelius, eşi Faustina için yaptırmış. Soğuk - sıcak - ılık kısımlar, soyunma odaları ve havuzun rahatlıkla gözlemlenebildiği yerde; havuz kenarında boylu boyunca uzanmış bir nehir tanrısı (Maiandrios) heykeliyle bir de aslan figürünün kopyası duruyor. Bir zamanlar, aslan heykelinin ağzından ve tanrı heykelinin kaidesinden gelen suyla havuz doldurulurmuş. Heykellerin orijinalleri ise, Milet Müzesi'nde.

En önemli dini merkez stoanın batısındaki Delphinon’dur. Burası Apollon Delphinios için tapınak yeriydi. Delphis (yunus) zeki ve müzik seven bir balık olduğu için Apollo’ya adanmış bir hayvan olarak kabul edilirdi. Bu tanrı, denizcilerin ve gemilerin koruyucusuydu.

MİLET’TE FELSEFE VE FİLOZOFLAR

Klasik çağların çok ünlü Miletos asıllı tabiat âlimleri arasında Thales, Anaksimenes, Anaksimendros ve Hekataios sayılabilir. Thales MÖ 582'de güneş tutulmasını önceden hesaplayıp astronomi ve geometride yeni teoriler üretmiş; Anaksimenes varoluşu açıklamaya çalışmış; Anaksimendros tanrılara dayanmayan evrensel kanunları taşlara kazdırmış; Hekataios coğrafyada üstünlük göstermiştir. Birbirine paralel ve birbirine dik sokaklardan oluşup bir ızgara gibi dikdörtgen bloklar ortaya çıkaran yeni şehir planlama sistemi Milet şehri planlamacısı Hippodamos tarafından geliştirilmiş, Milet'e uygulanmış ve sonra Roma İmparatorluğu'nun özellikle ordu merkezi ve ordu mensuplarının kurduğu koloni yeni şehirlerinde uygulanmıştır.

Aristoteles'e göre, felsefenin gelişmesi için iki ön koşulu var: Öncelikle, felsefe yapacak kişinin "tuzu kuru" olmalı. Yani o kişi, maddiyat kaygısına düşmeden kendini sadece düşünmeye verebilmeli. İkincisi, kişi gerçek bir merak duygusuna sahip olmalı ve en doğal görünen gerçekleri bile sorgulayabilmeli. İşte, Milet'te bu iki koşulun bir araya gelmesiyle, tarihin gerçek anlamdaki ilk filozofu kabul edilen Thales ve onun devamında, Anaksimenes ve Anaksimendros ortaya çıkmış. Babillilerden aldığı astronomi bilgisi ve Mısır'dan getirdiği söylenen geometri bilgisi dışında Thales'in asıl önemi, aklına takılan sorularda. "Neyin var olduğu" ve "neyin gerçek olduğu" gibi sorular sayesinde Thales, o güne dek doğadaki her olayı ayrı bir tanrının varlığına bağlayan mitolojinin ötesine geçerek; her şeyin nedenini, doğanın kendisinde aramaya başlıyor. Thales ve öğrencilerinin "Fizikçiler Okulu" diye anılması ve pozitif bilimin temellerini attıklarının söylenmesi de bu yüzden.

Thales'e göre, evrenin asıl maddesi sudur; her şey sudan gelir ve suya döner. Dünya, "okeanos" denilen dev bir su kütlesi içinde yüzen, düz bir tepsidir onun zihninde. Anaksimendros ise, dünyanın sıcak ile soğuğun birleşmesinden doğduğunu savunur.

Ona göre, yasam "ıslak" bir ortamda başlamıştır, ilk canlılar ise balığa benzer yaratıklardır. Bu düşünceleriyle, binlerce yıl önceki evrim düşüncesini ortaya atan Anaksimendros; dünyayı, boşlukta asılı duran bir silindir olarak tasvir eder. Anaksimenes göre ise, ruhumuzun bizi ayakta tuttuğu gibi, hava da dünyayı ayakta tutmaktadır. Görüldüğü gibi, ilk felsefi denemelere daha çok hayal gücü hâkim. Ancak gözlem yeteneğinin çok sınırlı olduğu bir çağda, bu olağan bir durum.

 

Kaynak:

https://www.didim.bel.tr/sehir-d-81-filozoflarin-sehri-milet

https://tr.wikipedia.org/wiki/Milet

https://www.arkeogezgin.com/miletos-milet-antik-kenti/

Yazı ve Fotoğraflar:

Mehmet Cengiz TÜMER

 

 

226
Yorum yap
MEHMET CENGİZ TÜMER
Diğer yazıları
HÜZÜNLÜ VE YALNIZ BİR KRALIN İZİNDE 26.10.2018 tarihinde yayınlandı ve 2041 kez okundu.
POMPEİ: ŞEHVETİN ATEŞİYLE KÜLLERE GÖMÜLEN KENT 15.11.2018 tarihinde yayınlandı ve 3468 kez okundu.
BİR GECE BEKÇİSİNİN PEŞİNDE MASAL KASABA; ROTHENBURG O.D T 28.11.2018 tarihinde yayınlandı ve 1776 kez okundu.
ROMANTİK YOL ROTASINDA BİR KÜÇÜK PRAG; WURZBURG 16.12.2018 tarihinde yayınlandı ve 1502 kez okundu.
BU DA CABASI; HEİDELBERG 01.01.2019 tarihinde yayınlandı ve 1441 kez okundu.
YENİCE ORMANLARI: YEŞİL SIĞINAK 15.01.2019 tarihinde yayınlandı ve 3230 kez okundu.
ALSACE ŞARAP ROTASI: BÖLÜM 1 12.02.2019 tarihinde yayınlandı ve 1469 kez okundu.
ALSACE ŞARAP ROTASI; BÖLÜM 2 23.02.2019 tarihinde yayınlandı ve 1340 kez okundu.
ALSACE ŞARAP ROTASI, BÖLÜM 3: BİR AYI PENÇESİNİN İZİNDE SELESTAT 13.03.2019 tarihinde yayınlandı ve 1312 kez okundu.
GELİNCİĞİN HÜZNÜ 12.04.2019 tarihinde yayınlandı ve 1337 kez okundu.
ERNEST HEMINGWAY’İN İZİNDE KÜBA 06.06.2019 tarihinde yayınlandı ve 1623 kez okundu.
DEVRİMİN 60. YILINDA KÜBA 13.06.2019 tarihinde yayınlandı ve 1278 kez okundu.
KÜBA'DAN PORTRELER 13.06.2019 tarihinde yayınlandı ve 1154 kez okundu.
BİR GAUDİ KLASİĞİ: CASA MİLA YA DA LA PEDRERA 13.11.2019 tarihinde yayınlandı ve 1123 kez okundu.
EAST SIDE GALLERY, BERLİN DUVARI 29.01.2020 tarihinde yayınlandı ve 940 kez okundu.
GİZEMLİ BİR ANTİK YERLEŞİM: GERGA 01.02.2020 tarihinde yayınlandı ve 1161 kez okundu.
BİR DARK TURİZM ÖRNEĞİ: SACHSENHAUSEN MEMORIAL AND MUSEUM 01.02.2020 tarihinde yayınlandı ve 1159 kez okundu.
İYON GEZGİNLERİ ; GİRİŞ 24.03.2020 tarihinde yayınlandı ve 601 kez okundu.
İYON GEZGİNLERİ.1; PHOKAİA / FOÇA 03.06.2020 tarihinde yayınlandı ve 715 kez okundu.
İYON GEZGİNLERİ.3; KLAZOMENAİ İLK ZEYTİNYAĞI İŞLİĞİ 01.07.2020 tarihinde yayınlandı ve 422 kez okundu.
İYON GEZGİNLERİ.4 KOLOPHON; KOLOPHON'UN ATLARI VE KÖPEKLERI 19.08.2020 tarihinde yayınlandı ve 270 kez okundu.
İYON GEZGİNLERİ.5; PRİENE; ANTIK ÇAĞIN YEDİ BİLGESİNDEN BİRİ: PRİENE’Lİ ADALET BİLGESİ BİAS 02.09.2020 tarihinde yayınlandı ve 318 kez okundu.


MEHMET CENGİZ TÜMER
Diğer yazıları
HÜZÜNLÜ VE YALNIZ BİR KRALIN İZİNDE 26.10.2018 tarihinde yayınlandı ve 2041 kez okundu.
POMPEİ: ŞEHVETİN ATEŞİYLE KÜLLERE GÖMÜLEN KENT 15.11.2018 tarihinde yayınlandı ve 3468 kez okundu.
BİR GECE BEKÇİSİNİN PEŞİNDE MASAL KASABA; ROTHENBURG O.D T 28.11.2018 tarihinde yayınlandı ve 1776 kez okundu.
ROMANTİK YOL ROTASINDA BİR KÜÇÜK PRAG; WURZBURG 16.12.2018 tarihinde yayınlandı ve 1502 kez okundu.
BU DA CABASI; HEİDELBERG 01.01.2019 tarihinde yayınlandı ve 1441 kez okundu.
YENİCE ORMANLARI: YEŞİL SIĞINAK 15.01.2019 tarihinde yayınlandı ve 3230 kez okundu.
ALSACE ŞARAP ROTASI: BÖLÜM 1 12.02.2019 tarihinde yayınlandı ve 1469 kez okundu.
ALSACE ŞARAP ROTASI; BÖLÜM 2 23.02.2019 tarihinde yayınlandı ve 1340 kez okundu.
ALSACE ŞARAP ROTASI, BÖLÜM 3: BİR AYI PENÇESİNİN İZİNDE SELESTAT 13.03.2019 tarihinde yayınlandı ve 1312 kez okundu.
GELİNCİĞİN HÜZNÜ 12.04.2019 tarihinde yayınlandı ve 1337 kez okundu.
ERNEST HEMINGWAY’İN İZİNDE KÜBA 06.06.2019 tarihinde yayınlandı ve 1623 kez okundu.
DEVRİMİN 60. YILINDA KÜBA 13.06.2019 tarihinde yayınlandı ve 1278 kez okundu.
KÜBA'DAN PORTRELER 13.06.2019 tarihinde yayınlandı ve 1154 kez okundu.
BİR GAUDİ KLASİĞİ: CASA MİLA YA DA LA PEDRERA 13.11.2019 tarihinde yayınlandı ve 1123 kez okundu.
EAST SIDE GALLERY, BERLİN DUVARI 29.01.2020 tarihinde yayınlandı ve 940 kez okundu.
GİZEMLİ BİR ANTİK YERLEŞİM: GERGA 01.02.2020 tarihinde yayınlandı ve 1161 kez okundu.
BİR DARK TURİZM ÖRNEĞİ: SACHSENHAUSEN MEMORIAL AND MUSEUM 01.02.2020 tarihinde yayınlandı ve 1159 kez okundu.
İYON GEZGİNLERİ ; GİRİŞ 24.03.2020 tarihinde yayınlandı ve 601 kez okundu.
İYON GEZGİNLERİ.1; PHOKAİA / FOÇA 03.06.2020 tarihinde yayınlandı ve 715 kez okundu.
İYON GEZGİNLERİ.3; KLAZOMENAİ İLK ZEYTİNYAĞI İŞLİĞİ 01.07.2020 tarihinde yayınlandı ve 422 kez okundu.
İYON GEZGİNLERİ.4 KOLOPHON; KOLOPHON'UN ATLARI VE KÖPEKLERI 19.08.2020 tarihinde yayınlandı ve 270 kez okundu.
İYON GEZGİNLERİ.5; PRİENE; ANTIK ÇAĞIN YEDİ BİLGESİNDEN BİRİ: PRİENE’Lİ ADALET BİLGESİ BİAS 02.09.2020 tarihinde yayınlandı ve 318 kez okundu.