Üye Ol / Giriş yap


Gezi

BEYRUT; ORTADOĞU'DA BİR PARİS

HANİFE UYGUR 24.12.2018

Beyrut’a ilk kez dönemin Lübnan Başbakanı Hariri’ye süikast düzenlendikten hemen sonra gitmiştim.  En işlek caddede açılmış devasa bir çukur fotoğrafının tüm gazetelerde çıktığı günlerdi. Bu fotoğrafları görenlerin biraz bile olsa ürktüğü o dönemde bile sanki Beyrut’a değil Paris’e gitmişim izlenimini almıştım.

Işıl ışıl aydınlatılmış caddelerde alışveriş yapan, son derece şık insanlar, rengarenk kafeler, dünyanın hiçbir yerinde bu kadar sıklıkla göremeyeceğiniz  nadide otomobillerin süslediği geniş caddeler. Restoranlar… Diskotekler… Ancak özel elbise (frak ve benzeri)giymiş insanların girebileceği gazinolar… Yani bir ışık kenti.

Dağların ötesinde

Savaş nerede diye sordum… Sadece güldüler… Dağların ötesinde…  Dağların ötesinde ifadesi biraz mecazi, biraz da gerçek. Mecazi çünkü Beyrutlu “Dağların Ötesi’nde” demekle bir anlamda bizden çok uzakta  demek istiyor. Gerçek yanı da var. Müsaade ederseniz onu da açıklayayım;

Beyrut bir sahil kenti. Etrafında dağlar var ama kenti çok fazla sıkıştırmamış, uzakta duruyor. Buralarda da Beyrut’un kenar mahalleleri var. Bu dağların doğusunda Müslümanlar, batısında da Dürziler oturuyor genellikle. Eğer olaylar olursa kentten iyice uzakta olan doğu yamaçlarında oluyor. Yani kentin ruhu bile duymuyor.  En sıkıntılı günlerinde gitmiş olmama rağmen bana Paris’e gitmişim gibi gelmesi işte bu yüzden.

Bir gezginden alıntı…

 Bir gezginin Beyrut ile ilgili izlenimini de aktarmak istiyorum size. Yorumsuz;

“Tanrım beni baştan yarat! Beyrut ile ilgili ilk izlenimim bu… Bir kent küllerinden nasıl bu kadar güzel yeniden doğar? Eski nasıl bu kadar titizlikle restore edilirken, yeni nasıl olur da bu kadar eskiye ahenkli inşa edilir? Şehir tasarımcılığı diye bir şey varsa eğer Beyrut bu tanımdan fazlası ile faydalanmış. (…) Beyrut öyle bir sentez ki, kulağınızdaki kilise çanının heybeti henüz bitmeden, bir adım atmanızla ezan sesinin müthiş huzuru içinizi kaplıyor. Daha bir saatiniz dolmamışken bu şehrin her yerini görmek, en ücra sokaklarını bile keşfetmek arzusuna kapılıyorsunuz”

Haydi Beyrut’u gezelim…

 Böyle bir kenti kısıtlı sütunlarda anlatmanın ne kadar zor olacağını gördünüz. En iyisi mi ben bir kenardan başlayarak anlatayım. Kenar deyince deniz kenarını kastettim aynı zamanda.Çünkü Beyrut’un çok güzel bir sahili var. Sahil boyunca uzanan lüks semtin ismi Raushe… Sahil güzel ama herkesin sahilde muhakkak uğradığı yer Güvercin Kayalıkları…Güvercinler sık uğruyorlar diye mi yoksa  denizin ortasındaki kayalıklar kanat açmış güvercinlere benzedikleri için mi bu adı almış bilemem.

(Güvercin Kayalıkları Fotoğraf; www.gezi evreni.com)

 Meryem Ana’yı ziyaret eden müslüman analar 

 En çok şaşırarak gezdiğim yer ise Harissa Tepesi… Hemen Beyrut’un arkasındaki tepelerden biri olan Harissa’ya İsterseniz teleferik ile, isterseniz kısa bir araba seyahati ile çıkabilirsiniz. Tepede özel mimarisi olan bir kilise ve merdivenle ulaşabileceğiniz bir kulenin üzerinde bir Meryem Ana Heykeli bulunuyor. Beni şaşırtan burayı ziyaret edip mum yakanların çoğunun çarşaflı Müslüman kadınlar olması.

 

 

Adanalı özellikle Kozanlı okuyucularımın Beyrut’ta görmesi gereken ikinci bir kilise var. Sis yani  Kozan Ermeni Kilisesi. Bu kilisenin müzesinde Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Ermeniler’in Kozan’dan götürdükleri değerli eşyalar sergileniyor.Hatta kaybolduğu sanılan meşhur Altın Pelesenk Yağı kazanı da orada.

 

 

Binbir Gece Masalları

Beyrut’ta Binbir Gece Masalları’nı yaşayabileceğiniz yerler de var. Downtown ve eski bir semt olan Hamra,  alışveriş ve özellikle bar ve eğlence yerleri ile gece 12 den sonra çok renkli oluyor. Burada 3 katlı Budha Bar gibi çok gelişmiş eğlence mekanları bulunuyor. Yani Beyrut’ta yaşam gece başlıyor.

Tabi ki Beyrut çevresinde de gezi yapacaksınız. Jetta Grotto Mağrası’na muhakkak gitmelisiniz. Bu mağaranın içinde kayıkla gezilen bir göl var ve bugüne kadar gördüğüm en geniş sarkıt dikit mağarası burası. Ama maalesef fotoğraf çekmek yasak. Tek başına burayı görmek bile bu gezi için değer.

Bir de Byblos harabelerini görmelisiniz. Çünkü söylendiğine göre burası dünyanın en eski yerleşim yeriymiş. Byblos’a kadar gittikten sonra dünyaca meşhur olmuş Abdul El Wahap Restoran’a da uğramalısınız. Beyrut’a özgü yiyecekler ile ilgili de yandaki kutuda yazacağım

Yazamadıklarımı ise oraya gittikten sonra siz yaşarsınız.

 

 

 

NOT;

Lübnan mutfağı

Lübnan mutfağında çok fazla yeşillik tüketiliyor. Semsek (labneli börek), humus, tabuli (ince bulgurlu maydanoz salatası), nar ekşili zahter salatası, çiğ köfte (bulgurlu veya bulgursuz), patlıcan ezme (közlenmiş), zeytin, deniz ürünleri, kibbe (içli köfte), bin bir meze çeşidinden sadece birkaçı. Arak, bizim rakının biraz daha şekerlisi ve çabuk çarpanı. Böylece niçin küçük bardaklarda servis edildiğini 2. bardaktan sonra anlıyorsunuz.. Downtown’da bulunan 5 katlı çikolatacı Patchi  de pastası ile ünlü. Ayrıca Lübnan Şarapları da denenmeli.

Adana'dan uçuş

Artık Beyrut'a Türkiye'nin bir çok yerinden direk uçuş var. Adana'dan ise haftanın üç günü karşılıklı seferler düzenleniyor.

 


 

1951
Yorumlar
  • avatar
    Nureddin Özdener
    28 Dec 2018

    Ehen ve sehlen ye mitesseleme. Dünya küçüldü. Muhtarı ....... İkametgah almayacağız. Muhtar ile işimiz yok. Dünya vatandaşımız. Sizinle bir nebze gezdik. Teşekkürler mutlu yıllar. Sevgili Hanife Uygur.

  • avatar
    Mehmet Cengiz Tümer
    28 Dec 2018

    Elinize sağlık Hanife Uygur

Yorum yap


HANİFE UYGUR
Diğer yazıları
DÜNYANIN EN ESKI KÖPRÜSÜ; ADANA TAŞKÖPRÜ'NÜN ÖYKÜSÜ 20.03.2019 tarihinde yayınlandı ve 8382 kez okundu.
LEONARDO DA VİNCİ TOROSLARDA / LEONARDO DA VINCI AT THE TAURUS MOUNTAINS 02.09.2019 tarihinde yayınlandı ve 4894 kez okundu.